İngilizce Türkçe Sözlük







22 Mart 2017 Çarşamba

Si Türkçe çevirisi

Si j’étais l’amie du bon Dieu
Eğer Tanrı’nın arkadaşı olsaydım

Si je connaissais les prières
Duaları bilseydim

Si j’avais le sang bleu
Soylu birisi olsaydım

Le don d’effacer et tout refaire
Silme ve herşeyi yeniden yapma yeteneğim olsaydı

Si j’étais reine ou magicienne
Kraliçe ya da sihirbaz olsaydım

Princesse, fée, grande capitaine
Prenses,peri,soylu bir alayın

D’un noble régiment
Büyük lideri…

Si j’avais les pas d’un géant
Dev gibi adımlarım olsaydı

Je mettrais du ciel en misère
Sefalete cennetten bir parça

Toutes les larmes en rivière
Bütün gözyaşlarını ırmağa katardım

Et fleurirais des sables où file même l’espoir
Umudun bile akıp gittiği kumları çiçeklerle süslerdim

Je sèmerais des utopies, plier serait interdit
Ütopyalar ekerdim,eğilmek yasak olurdu

On ne détournerait plus les regards
Artık,bakışlarımızı başka yöne çevirmezdik

Si j’avais des milles et des cents
Binlerim ve yüzlerim olsaydı

Le talent, la force ou les charmes
Efendilerin, güçlülerin yeteneği,

Des maîtres, des puissants
Gücü veya cazibeleri bende olsaydı

Si j’avais les clés de leurs âmes
Onların ruhlarının anahtarları bende olsaydı

Si je savais prendre les armes
Silah tutmayı bilseydim

Au feu d’une armée de titans
Devler ordusunun ateşinde

J’allumerais des flammes
Ateşler yakardım

Dans les rêves éteints des enfants
Çocukların sönük hayallerinde

Je mettrais des couleurs aux peines
Hüzünlere renkler katardım

J’inventerais des édens
Cennetler keşfederdim

Aux pas de chances, aux pas d’étoiles, aux moins que rien
Şansı olmayanlara,yıldız olmayanlara,önemsiz olanlara

Mais je n’ai qu’un cœur en guenille
Ama sadece paçavralar içinde bir kalbim,

Et deux mains tendues de brindilles
Ve ince dallar gibi uzanmış iki elim,

Une voix que le vent chasse au matin
Sabahleyin rüzgarın dağıttığı bir sesim var.

Mais si nos mains nues se rassemblent
Ama çıplak ellerimiz bir araya gelirse

Nos millions de cœurs ensemble
Milyonlarca kalplerimiz birlikte

Si nos voix s’unissaient
Eğer seslerimiz birleşseydi

Quels hivers y résisteraient ?
Hangi kışlar buna karşı koyardı ?

Un monde fort, une terre âme sœur
Güçlü bir dünya,bir can kardeşi

Nous bâtirons dans ces cendres
Bu küllerde inşa edeceğiz

Peu à peu, miette à miette
Azar azar,parça parça

Goutte à goutte et cœur à cœur
Damla damla ve kalp kalp

Peu à peu, miette à miette
Azar azar,parça parça

Goutte à goutte et cœur à cœur
Damla damla ve kalp kalp

Çeviren:Ahmet KADI

14 Mart 2017 Salı

While Your Lips Are Still Red Türkçe çevirisi

Sweet little words made for silence
Sessizliğe yönelen küçük şirin kelimeler
Not talk
Konuşma
Young heart for love, not heartache
Aşk, toy bir yürek için keder değil
Dark hair for catching the wind
Koyu saçlar rüzgarı yakalamak için,
Not to veil the sight of a cold world
Yabani dünyanın halini örtsün diye değil

Kiss while your lips are still red
Dudakların hala kırmızıyken öp
While he’s still silent
O hala sessizken
Rest while bosom is still untouched, unveiled
Soluklan, göğsün hala dokunulmamışken, çırılçıplakken
Hold another hand while the hand’s still without a tool
Başka bir el tut, ellerin hala bir alet tutmamışken(penis)
Drown into eyes while they’re still blind
Boğul gözlerde, onlar hala körken
Love while the night still hides the withering dawn
Sev, gece hala şafağı soldurup saklamamışken

First day of love never comes back
Aşkın ilk zamanları asla geri gelmez
A passionate hour’s never a wasted one
Tutku dolu bir saat asla boşa harcanmış değildir
The violin, the poet’s hand,
Keman, şairin eli
Every thawing heart plays your theme with care
Buzu çözülmüş her kalp dikkatle senin melodini çalar

I Hope Türkçe çevirisi

I used to hate you so easily
Look into your eyes so eagerly
And where there was cold I wouldn’t walk away
‘Cause when there’s money love is blind
He’s so blind
But after a time
I realized that for me to grow I’ve got to let go

Senden nefret ediyordum
Gözlerine hevesle bakıyordum
Ve gözlerin soğukta olsa uzaklaşamıyordum
Çünkü para aşkı kör ediyordu
Hem de çok
Fakat bir süre sonra
Anladım ki büyümem için gitmem gerekiyor

I hope life treats you good
I hope life treats you good
I hope, I hope, I hope, I hope, I hope, I hope
I hope life treats you well
I hope she treats you well
I hope, I hope, I hope, I hope, I hope, I hope
I hope that she is kind
I hope that she is kind
I hope, I hope, I hope, I hope, I hope, I hope

‘Cause after a time you realize that it ain’t easy
‘Cause after a time you realize that you should’ve believed me
I hope life treats you good
I hope life treats you good
I hope, I hope, I hope, I hope, I hope, I hope

Umarım hayat sana iyi davranır
Umarım hayat sana iyi davranır
Umarım o sana iyi davranır
Umarım kibardır
Umarım umarım umarım

Çünkü bir süre sonra kolay olmadığını farkettim
Çünkü bir süre sonra bana inanman gerektiğini gördüm
Umarım hayat sana iyi davranır
Umarım hayat sana iyi davranır

Loving ourselves comes so easily
Forgiveness was like the biggest sin to me
And where there was war I wouldn’t walk away

But after a time
I realized that for me to grow I’ve got to let go

Kendimizi sevmek çok kolaydır 
Onu affetmek bana büyük bir günah gibi
Savaş dahi çıksa gidemezdim

Fakat bir süre sonra
Büyümem için gitmem gerektiğini farkettim

I hope life treats you good
I hope life treats you good
I hope, I hope, I hope, I hope, I hope, I hope
I hope life treats you well
I hope she treats you well
I hope, I hope, I hope, I hope, I hope, I hope
I hope that she is kind
I hope that she is kind
I hope, I hope, I hope, I hope, I hope, I hope

Hope life treats you good
I hope life treats you good
I hope, I hope, I hope, I hope, I hope, I hope

Umarım hayat sana iyi davranır
Umarım hayat sana iyi davranır
Umarım o sana iyi davranır
Umarım kibardır
Umarım umarım umarım

Right now, I have taken all that I am
And I forgive you, and I forgive you
For all that you are

I hope that life is good in a way you haven’t been good
I hope that she is kind even though you haven’t been kind
‘Cause I’ll forgive, ’cause I’ll forgive you, ’cause I’ll forgive you
Yeah I’ll forgive, I’ll forgive you, I’ll forgive you

Şimdi, beni ben yapan her şeyi aldım 
Ve seni affediyorum, affediyorum
Olduğun her şey için ( -yaptığın her şeye rağmen- gibi )

Umarım hayat sana hiç olmadığı kadar iyi olur 
Umarım o, sen kibar olmasan da sana karşı kibar olur 
Çünkü seni affedeceğim, seni affedeceğim, affedeceğim 
Evet seni affedeceğim…

Black Smoke Türkçe çevirisi

When you look at me, you know you’re hard to read
Bana baktığında, anlamakta zorlandığını biliyorsun
Because the face I see is not the one I know
Çünkü baktığım yüz tanıdığım yüz değil
And when you call me baby, what’s that supposed to mean?
Ve beni aradığında bebeğim, bundan ne anlam çıkartmalıyım?
I don’t know who you are, how long can we pretend?
Kim olduğunu bilmiyorum, daha ne kadar biliyor gibi davranabiliriz?

See the change I know
Değişimi görüyorum
We both don’t have the heart to say
İkimizde de söyleyecek yürek yok
Can’t return to what we were
Eskiye dönemeyiz
It will never be the same
Asla eskisi gibi olmayacak

‘Cause you said you’d never let me go
Çünkü bana, beni asla bırakmayacağını söyledin
And I said I can’t but now we know
Ve bende yapamayacağımı söyledim ama şimdi anlıyoruz ki
That it’s too hard to say three words
Üç kelimeyi söylemek çok zor
Too hard to make it work
Bunun üstesinden gelmek çok zor

When there’s nothing left to talk about
Geriye konuşacak hiçbir şeyimiz kalmadığında
‘Cause you know the flame is running out
Yani alev söndüğünde
Two hearts are left to burn, do you know
Geriye yanmış iki kalp kalır, görüyorsun
We’re only left with smoke
Yalnızca dumanlarla kaldık

Black smoke
Kara duman
We’re only left with smoke
Yalnızca dumanlarla kaldık
Black smoke
Kara duman

I tried to tell myself, that it’s all in my head
Kendime bunların hepsinin kafamda olduğunu söylemeye çalıştım (aklımın bir oyunu)
But the truth remains, we’re just too far apart
Fakat gerçekler, bizden çok uzak
You know we’re fooling ourselves if we hold on
Kendimizi kandırmaya devam ediyoruz
‘Cause we’re fighting for something that we don’t want
Çünkü istemediğimiz şeyler yüzünden kavga ediyoruz
Just leave it now and walk away
Sadece bırak ve uzaklaş

(Too hard to say three words) Black smoke
(Üç kelimeyi söylemek çok zor) Kara duman
(Too hard to make it work) We’re only left with smoke
(Bunun üstesinden gelmek çok zor) Yalnızca dumanlarla kaldık
(Too hard to say three words) Black smoke
(Üç kelimeyi söylemek çok zor) Kara duman
(Too hard to make it work)
(Bunun üstesinden gelmek çok zor)

‘Cause you said you’d never let me go, oh no
Çünkü bana, beni asla bırakmayacağını söyledin
Yeah, you said you’d never let me go
Evet, beni asla bırakmayacağını söyledin

12 Mart 2017 Pazar

Still In Love With You Türkçe çevirisi

Well, don’t get on the wrong train
Don’t fly in an old plane
Don’t go out in the pouring rain
You might get wet, I’d be upset

Pekala, yanlış trene binme
Eski bir uçakta seyahat etme
Yağmurlu havada dışarı çıkma
Islanabilirsin, üzülürüm.

You’re bound to get sneezes or nasty diseases
Take good care when I’m not there
I’m still in love with you

Hapşurursun ya da kötü hastalıklara yakalanırsın.
Ben burada yokken kendine iyi bak
Seni hala seviyorum

While I’m on vacation
You be a good patient, take your medication
I worry so each time I go

Ben tatildeyken
Uslu bir hasta ol, ilaçlarını al
Bu yüzden her gidişimde endişeliyim

Try to keep warm, dear
In case there’s a storm, dear
Take good care while I’m not there
I’m still in love with you

Kendini sıcak tut sevgilim,
Fırtınalı, kötü havalara karşı.
Ben burada yokken kendine dikkat et
Seni hala seviyorum

Some younger guys with roving eyes may tantalise you with their lies
You must be wise and realise
Leave well alone till you get home, dear

Bazı başıboş adamlar yalan sözleriyle sana ümit verebilirler
Bunlara karşı akıllı ve uyanık olmalısın
Eve gidene kadar bir şeye karışma sevgilim

Won’t see other fellas
Don’t wanna make you jealous
No need to fear when you’re not here
I’m still in love with you

Diğer heriflere bakmayacağım
Seni kıskandırmak istemem
Burada olmadığında endişelenmene gerek yok
Seni hala seviyorum

(Let’s dance, dance)
(Dance)

Don’t walk on the red light
Don’t stay out at midnight
Don’t get in a fistfight
That pretty face can’t be replaced

Kırmızı ışıkta geçme,
Gece yarısına kadar dışarda kalma,
Ve yumruk yumruğa kavgalara girme sevgilim.
Böyle güzel yüz tekrar bulunmaz.

Won’t be out at night, hon
It wouldn’t be right, hon
No need to fear when you’re not here
I’m still in love with you

Gece dışarı çıkmayacağım canım,
Bu doğru olmayacaktır.
Burada olmadığında aklın kalmasın ,
Seni hala seviyorum .

Oh yes?
(Everybody dance, everybody dance)
(Everybody dance)(Herkes dans etsin)
(Everybody dance, everybody dance)

Sounding good, sugar
You take care now, honey

Kulağa hoş geliyor,
Şimdi sıra sende tatlım

Don’t make a fuss, you need to trust me
This is how it always must be
When I stop to think of us
I can assure you, I adore you

Endişelenme, bana güvenmelisin
Bu her zaman böyle olmalı
Bizi düşünmeyi bıraktığımda
Seni temin edebilirim ki sana tapıyorum

Because you’re so gorgeous
You need to be cautious
Take good care when I’m not there
I’m still in love with you

Çünkü sen muhteşemsin
İhtiyatlı olmalısın
Burada olmadığımda kendine dikkat et
Seni hala seviyorum

(Da-da-da-dance)
You have a fun time (Dance)
And soak up that sunshine (Let’s dance)
But don’t drink too much wine
Just one or two will have to do (Everybody dance)

İyi vakit geçir
Ve güneşi iyice içine çek
Fakat fazla şarap içme
Bir ya da iki kadeh yeterli olmalı

I know what you’re thinking (Everybody dance)
So I won’t be drinking
No need to fear when you’re not here
I’m still in love with you

Ne düşündüğünü biliyorum
Bu yüzden fazla içmeyeceğim
Burada olmadığında endişelenmene gerek yok
Seni hala seviyorum

I’m still in love with you
I’m still in love with you

Feuille D'Automne Türkçe çevirisi

FEUILLE D’AUTOMNE-AUTUMN LEAF (SONBAHAR YAPRAĞI)

Just like a dead leaf
Aground close to your threshold
I will be waiting that the wind lift it

Ölü bir yaprak gibiyim,
Kapının dibine düşen.
Rüzgarın beni havalandırmasını bekliyorum.

Hope that brings me
and that it gives me the power
to go towards all those that lift me up

Umut bana onu getirir,
Bana gücü bahşeder.
Ve beni yukarılara doğru yükseltir.

A thousand and one colors
that fight against my heart
in the pace of seasons
The duration of a song

Binbir renk,
Kalbime karşı savaş verir.
Mevsimlerin temposunda,
Bir şarkı süresince.

Under a willow weep
I am dreaming of a better life
But, I have to be strong
So, I am still waiting

Ağlayan bir söğüdün altında,
Daha iyi bir yaşamın hayalini kuruyorum.
Fakat güçlü olmalıyım.
Bu yüzden bekliyorum.

I am leaving the autumn to leave
But my heart is waking me up
But my heart is ordering me, to confess you only in my prayers

Ayrılan bahara veda ediyorum.
Ama kalbim beni uyandırıyor,
Kalbim bana, dualarımda sadece seni dilediğimi itiraf etmemi buyuruyor.

I never leave you and if sometimes I am saying meaningless things
Your absence is my only winter

Zaman zaman anlamsız şeyler söylesem de, seni asla bırakmam.
Senin yokluğun ancak benim kışım olur.

Head in the clouds, I am humming
when the bells are ringing
You will come, you, that you are so beloved

Aklım bir karış havada, şarkılar mırıldanıyorum..
Ve ziller çaldığında sen geleceksin, sen, benim sevgilim.

The spring and the summer are shining
You are here, I am not waiting anyone else
A whole lifetime is only one day on earth

Bahar ve yaz ışıldıyor.
Buradasın, başka bir isteğim yok.
Bütün bir ömür dünyada sadece tek bir gün.

A thousand and one colors
that fight against my heart
in the pace of seasons
The duration of a song

Binbir renk,
Kalbime karşı savaş verir.
Mevsimlerim temposunda,
Bir şarkı süresince.

Under a willow weep
I am dreaming of a better life
But, I have to be strong

Ağlayan bir söğüdün altında,
Daha iyi bir yaşamın hayalini kuruyorum.
Fakat güçlü olmalıyım.
Bu yüzden bekliyorum.

A thousand and one colors
that fight against my heart
in the pace of seasons
The duration of a song

Binbir renk,
Kalbime karşı savaş verir.
Mevsimlerim temposunda,
Bir şarkı süresince.

Under a willow weep
I am not counting the hours anymore
Rocked until the daylight
It makes less cold outside

Ağlayan bir söğüdün altında,
Artık saatleri hesaplamıyorum.
Gün doğana dek sallandım,
Bu dışardaki soğuğu azaltıyor.

1 Mart 2017 Çarşamba

Bruno Mars - That’s What I Like Şarkı Sözleri (Türkçe Çeviri)





That’s What I Like
Ben bunu beğeniyorum
DİKKAT! İNGİLİZCE KONUŞMAK İÇİN KURSA GİTMEYE GEREK YOK! NASIL MI? TIKLAYIN!

I got a condo in Manhattan
Manhattan'da bir evim var
Baby girl, what's hapnin'?
Napıyorsun bebeğim?
You and your ass invited
Sen ve senin popon davetli
So gon' and get to clappin'
O yüzden gel ve alkışa başla
So pop it for a pimp
Benim için salla poponu
Pop it for me
Benim için salla poponu
Turn around and drop it for a pimp
Etrafında dön ve üzerine otur
Drop, drop it for me
Benim üzerime otur
I'll rent a beach house in Miami
Miami'de bir sahil evi kiralayacağım
Wake up with no jammies
Pijamalarsız uyanıyoruz
Lobster tail for dinner
Akşam yemeği için ıstakoz
Julio serve that scampi
Julio karidesleri servis ediyor
You got it if you want it
İstersen sahip olabilirsin
Got, got it if you want it
Sahipsin istersen
Said you got it if you want it
İstersen sahip olabileceğini söyledim
Take my wallet if you want it now
İstersen sahip olabileceğini söyledim

Jump in the Cadillac, girl, let's put some miles on it
Cadillac'a atlayalım, biraz kilometre yazdıralım arabaya
Anything you want, just to put a smile on it
Ne istersen, sadece yüzünü gülümsetebilmek için
You deserve it baby, you deserve it all
Hakediyorsun bebeğim, hepsini hakediyorsun
And I'm gonna give it to you
Ve ben sana vereceğim

Girl, you be shining so bright
Altın mücevherler, göz alıcı şekilde parıldıyorlar
Strawberry champagne all night
Buzlu çilekli şampanya
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum
Sex by the fire at night
Akşam ateşin yanında sevişmek
Silk sheets and diamonds all white
İpek çarşaflar ve beyaz elmaslar
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum

I'm talkin' trips to Puerto Rico
Porta Riko'ya gezintilerden bahsediyorum
Say the word and we go
Kelimeyi söyle ve gidelim
You can be my freaka
Benim çılgınım olabilirsin
Girl, I'll be on fleek, mami cita
ense muhteşem olacağım, ah, güzel kız
I will never make a promise that I can't keep
Tutamayacağım hiç bir söz vermeyeceğim
I promise that you'll smile and gon' never leave
Sana söz veriyorum gülecek ve hiç gitmeyeceksin
Shopping sprees in Paris
Paris'te alışverişler
Everything 24 karat
Her şey 24 karat
Take a look in that mirror
Aynada kendine bak
Now tell me who's the fairest
Şimdi bana kimin en çok alımlı olduğunu söyle
Is it you? Is it me?
Sen misin? Ben miyim?
Say it's us and I'll agree, baby
İkimiz de diyelim ve ben katılacağım sana, bebeğim

Jump in the Cadillac, girl, let's put some miles on it
Cadillac'a atlayalım, biraz kilometre yazdıralım arabaya
Anything you want, just to put a smile on it
Ne istersen, sadece yüzünü gülümsetebilmek için
You deserve it baby, you deserve it all
Hakediyorsun bebeğim, hepsini hakediyorsun
And I'm gonna give it to you
Ve ben sana vereceğim

Girl, you be shining so bright
Altın mücevherler, göz alıcı şekilde parıldıyorlar
Strawberry champagne all night
Buzlu çilekli şampanya
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum
Sex by the fire at night
Akşam ateşin yanında sevişmek
Silk sheets and diamonds all white
İpek çarşaflar ve beyaz elmaslar
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum

If you say you want a good time
İyi vakit geçirmek istediğini söylersen
Well here I am baby, here I am baby
İşte ben buradayım bebeğim, buradayım bebeğim
Talk to me, talk to me, talk to me
Konuş benimle
Tell me what's on your mind
Aklında ne var söyle bana
If you want it, girl come and get it
İstiyorsan, gel ve al kızım
All this is here for you
Bunların hepsi senin için burada
Tell me baby, tell me, tell me baby
Söyle bana bebeğim, söyle bana, söyle bana bebeğim
What you tryna do
Ne yapmaya çalışıyorsun

Girl, you be shining so bright
Altın mücevherler, göz alıcı şekilde parıldıyorlar
Strawberry champagne all night
Buzlu çilekli şampanya
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum
Sex by the fire at night
Akşam ateşin yanında sevişmek
Silk sheets and diamonds all white
İpek çarşaflar ve beyaz elmaslar
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum
Lucky for you, that's what I like, that's what I like
Şanslısın, ben bunu beğeniyorum, bunu beğeniyorum